Ana Sayfa Nâzım Hikmet Vakıf Nâzım Hikmet Yılı Etkinlikler Takvimi Haberler
 
 

VAKIF HEYETİ TAKSİM'DE

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu, kampanya çerçevesinde Taksim'de bir etkinlik kararı aldı. Temsili katılımlı düşünülen bu etkinlik için birçok kuruluşa çağrı yapıldı.

17 Nisan Cumartesi günü Taksim Atatürk Kültür Merkezi önünde toplanan yazar, sanatçı ve başta DİSK olmak üzere çeşitli meslek kuruluşu yöneticilerinden oluşan yaklaşık 500 kişilik heyet, "YURTTAŞ NÂZIM" yazılı bir çelengi Taksim Cumhuriyet Anıtı'na bıraktı.

Taksim Etkinliği, Vakıf Başkan Vekili Prof.Aydın Aybay'ın Vakıf adına yaptığı aşağıdaki konuşma ile son buldu.

"Türkçe'nin ve Türkiye'nin büyük ozanı Nâzım Hikmet'e yurttaşlık hakkının geri verilmesini istiyoruz. Bunun Nâzım Hikmet için hiç yitirilmemiş bir hak olduğuna inanıyoruz. bunu istemenin, bizim için en doğal bir yurttaşlık hakkı ve ödevi olduğu inancındayız.

Sorunun, yasaların sadece dar ve ruhsuz yorumları ile çözülmeye kalkışılmasını yanlış ve insafsızca buluyoruz. Son amaçları adaleti gerçekleştirmek olan yasalardan, Türkçe yazmış, Türkçe düşünmüş, Türkçe hissetmiş ve yüreğinin hep yurt hasreti ile yandığını dile getirmiş bir şairin, Türk yurttaşlığını sonsuza dek yitirmiş olduğu şeklinde olumsuz bir sonuç çıkarmayı mantıksız, adaletsiz ve insafsız bir tutum olarak reddediyoruz. Böyle bir yorumun yasal ve geçerli olduğunda hala ısrar edenler varsa, hukuktan değil, kendi muhakeme ve idraklerinden kuşku duymalıdırlar.

Son isteği, ölünce memleketinin herhangi bir köyündeki mezarlıkta gömülmek olan bir Türk şairine, Türk sanatına katkısı ve Türk şiirini dünyaya tanıtmanın ödülü olarak verilecek en uygun armağan olacaktır: Nâzım Hikmet'in yurttaşlık hakkı tanınmalı onu bu haktan yoksun bırakmak için kırk yıl önce yapılan yanlışlık ortadan kaldırılmalıdır. Bunun, yurdunu, dilini, kültürünü ve halkını seven herkesin ortak isteği ve dileği olduğuna inanıyoruz."

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı düzenlediği toplantılar ve etkinliklerle bu sorunun çözümü doğrultusundaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürdü.

NÂZIM HİKMET'İN YURTTAŞLIKTAN ÇIKARILMA KARARININ
KALDIRILMASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA


"Kültür Bakanı Sayın İstemihan Talay'ın girişimi sonucunda, Başbakan Sayın Bülent Ecevit'in imzalayarak Bakanlar Kurulu gündemine getirdiği Nâzım Hikmet'in yurttaşlıktan çıkarılma kararının kaldırılmasına ilişkin kararnamenin, bazı bakanlar tarafından imzalanmadığı haberleri basında yer aldı.

Yine basında, kararnamenin Nâzım Hikmet'e "iade-i itibarı" biçiminde yansıdığı görüldü.

Nâzım Hikmet'in 1951 yılında yurttaşlıktan çıkarılması politik bir karardı ve hukuka aykırıydı.

Nâzım Hikmet yalnızca düşünceleri ve yapıtlarının gücü ve etkisi nedeniyle düzmece yargılamalarla yaşamının 17 yılını cezaevlerinde geçirdi. Daha sonra da ülkesinden ayrılmak zorunda bırakıldı. Ama onu en çok yaralayan  yurttaşlıktan çıkarılması oldu.

Nâzım Hikmet bu karara tepkisini şöyle dile getirdi: "...Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından, hey gidi dünya, çıkarılmışım. Beni Türklükten, halkımın evladı olmaktan, milletime ölümsüz bağlı bulunmaktan kimse, hiçbir kuvvet çıkaramaz, ayıramaz..."

Nâzım Hikmet bu ülke insanlarının gönlünde yüce bir yeri olan; Türkçe düşünen, Türkçe konuşan ve yaşamının her döneminde yalnızca Türkçe yazan bir büyük vatanseverdir.
O Türk dilinin, Türkçenin şairidir. O halkının şairidir. Ve bundan hiçbir zaman ödün vermemiştir. Yaşamı pahasına, yurttaşlığı pahasına!..

Nâzım Hikmet bu ülkenin, bu halkın en itibarlı yurttaşlarındandır. Övünç kaynağıdır. Tüm dünya onu Türk şairi olarak bilir. Türkiye'yi de Nâzım Hikmet'in ülkesi olarak tanır.

Onun yurttaşlığı ile ona itibarının iade edileceğini düşünenler yanılmaktadır. Onun iade-i itibara gereksinimi yoktur. Ama bu ülkenin, bu ülke insanlarının, hepimizin Nâzım Hikmet'e gereksinimi vardır. Ülkemizin geçmişteki anti-demokratik uygulamalara son vermesine, ayıplarını gidermesine gereksinimi vardır.

Nâzım Hikmet'in yurttaşlıktan çıkarılması kararının kaldırılması çabaları, Türkiye'nin geçmişindeki anti-demokratik, hukuk dışı uygulamalarının  düzeltilmesi girişimidir.

Dünyanın değişen koşulları, tüm ülkeleri egemen siyasal iktidarların niteliğine bakmaksızın demokratikleştirmeye zorlamaktadır. Türkiye'de bu koşulların dışında değildir.

Er ya da geç Nâzım Hikmet ile ilgili bu utanç verici karar kaldırılacak ve Türkiye bu ayıptan kurtulacaktır. 10/02/2001 Kıymet Coşkun /Genel Sekreter"

15 OCAK 2001/ ULUSLARARASI NÂZIM HİKMET YILI TOPLANTISI

Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, çalışmalarını sürdürdüğü ULUSLARARASI NÂZIM HİKMET YILI'na ilişkin hazırlıklarını, şairin 99. doğum yılı nedeniyle düzenlediği Basın Toplantısında açıkladı.

Toplantıya katılan Kültür Bakanı İstemihan Talay konuşmasında Nâzım Hikmet'in yurttaşlığı için girişimde bulunacağını söyledi.

Talay, daha sonraki konuşmalarında da Nâzım Hikmet'in hiçbir zaman vatan haini olarak suçlanmadığını, yargılanmadığını ve ceza almadığını söyleyerek "..bugün yapmak istediğimiz uluslararası büyük üne ve beğeniye sahip bir şairi 2002 yılında bir Türk şairi olarak anmaktır. Bütün dünyada onunla ilgili sempozyumlar yapılırken, onun zaten Türklüğünü kimsenin inkar etmesi mümkün değil. Yasal açıdan da o çerçeve içinde olduğunu göstermek gibi bir görev üstlendik." demekteydi.

Kültür Bakanı Talay, açıklamaları doğrultusunda girişimlerini kısa sürede başlattı. 1951 yılında alınan hukuk dışı kararın kaldırılmasına ilişkin yeni kararname hazırlanarak Bakanlar Kurulu'na sunulması bir dizi tartışma başlattı.

Ancak tartışmaların düzeyi sevenlerini üzecek boyuttaydı. Onun değerini bilemeyenler, dünyadaki gelişmelere karşın kararın alındığı yılların anti demokratik ortamına takılıp kalmıştı. Ancak birkaç fanatiğin tavrı ne yazık ki etkili oldu ve girişim sonuçsuz kaldı. Daha sonraki yıllarda da dönem dönem gündeme gelmesine karşın sonuç değişmedi.

Bu sırada büyük Nüfus projesi olan Mervis Projesi gereği kütükler elden geçiyor, elektronik ortama aktarılması sürecindeki yanlışlıklar da düzeliyordu. Bu çerçevede 1951 kararının kütüklere aktarılması işlemi de 50 yıl sonra yapıldı. Bu işlem gereği Nâzım Hikmet adı aile kütüğünden silindi. Bu da konunun yeniden gündeme oturmasına yol açtı.

Mayıs 2006'da  Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Vatandaşlık Yasa Tasarısı üzerine yapılan çalışmalar sırasında yeni bir Bakanlar Kurulu kararını  gerekli kılmayacak bir düzenleme önerildi. İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü'nün önerisiyle; 25 Temmuz 1951 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının ortadan kaldırılmasına yönelik bir fıkra eklenmesi Meclis İçişleri Alt Komisyonu'nda konunun Bakanlar Kurulu'nu ilgilendirdiği gerekçesiyle reddedildi. 

Kemal İnebolu adlı bir Türk vatandaşı, 1951 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının iptali ve nüfus kütüğünden kaydının silinmesine ilişkin olarak Danıştay'da dava açma yoluna gitti. Danıştay 10. Dairesinin başvuruyu reddetmesi üzerine temyiz yolu işletildi.   Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, daha önce Kemal İnebolu adlı vatandaşın dava açma "ehli" olmadığı için dava açma talebinin reddedilmesine ilişkin kararını  bozdu. Kararda "Dünya çapında kabul görmüş bir sanatçının  vatandaşlıktan çıkarılmasıyla bir vatandaş olarak davacının kişisel ve meşru menfaatinin de ihlal edildiği.." açıklamasına yer verildi.

2006 yılının Temmuz ayında gazetelere düşen haberlerle Nâzım Hikmet'in yurttaşlığı yine konuşulur oldu. TBMM Başkanı AKP Milletvekili Bülent Arınç Moskova'daydı. Arınç, her Türk vatandaşının ve artık tüm devlet adamlarının, politikacıların yaptığı gibi Nâzım Hikmet'in mezarını  ziyaret etti. Gazeteler yansıdığı kadarıyla Anıt mezarın önünde  "Vasiyet" ve "Yaşamaya Dair" şiirlerini okudu.  Kendisine sorulması üzerine ".. Nâzım Hikmet bir Türk şairidir. Gerekiyorsa tekrar Türk vatandaşlığı'na alınmalı ve Anadolu'da bir köy mezarlığına, en büyük arzusu olan bir çınar ağacının altına gömülmelidir"dedi.



 
 
NÂZIM HİKMET
Yaşam Öyküsü
Kronolojik Yaşam Öyküsü
Fotobiyografi
Yapıtları
Şiirlerinden Seçmeler
Bibliyografya
Tüm Yönleri
Şiiri
Öykü ve Romanları
Tiyatrosu
Sineması
Ressamlığı
Mücadelesi
Davaları
Yurttaşlık Hakkı
Görüşler
Nâzım Hikmet ve Küba


 
Ata Medya