Ana Sayfa Nâzım Hikmet Vakıf Nâzım Hikmet Yılı Etkinlikler Takvimi Haberler
 
 

Piraye İçin Yazılmış: Saat 21-22 Şiirleri: 20 Eylül 1945-14 Aralık 1945 arasında yazılmış 31 şiirden oluşur. Gündüzleri Memleketimden İnsan Manzaraları'na çalışan şair, akşam saat 21 olduğunda her işini bırakarak yalnızca karısını düşünmekte ve ona bir şiir yazmaktadır.

Şairin kavgasının ve sevdasının iç içe geçtiği bu lirik şiirlerin pek çoğu bugün çağdaş şiirimizin başyapıtları arasında sayılmaktadır. Lirik duyarlık, su gibi akan rahat söyleyiş, aşkla insancıl bir dünya görüşünün örtüşmesi, şairin ustalığını görünmez kıldığı ustalıkta şiirler yazmasını sağlamıştır.

Rubailer
: 21-22 Şiirleri 'nin ardından yöneldiği Rubai biçiminde şair, geleneksel dörtlük yapısı içinde diyalektik düşünceyi, toplumsal sorunları ve çağcıl bir aşkı işlemeyi istiyordu. 1945'in sonlarıyla 1946'da sürdürdüğü ve toplam 23 dörtlük yazdığı bu deneyden de şair büyük bir başarıyla çıkmayı bildi.

Rubailer'de de şairin geleneksel bir biçimle hesaplaşmasını görürüz. Geleneksel rubainin uyak biçimlerini kullanmasına karşın, aruz ölçüsünü kullanmamıştır. Tasavvufa özgü kimi sözcükleri (heyulâ, sûret, hayal, ayna, âlem, gölge, akis vb.) kullanmış fakat şiirlerin içeriğinde gizemciliğe kapılmayarak diyalektik düşünceyi işlemiştir, geleneksel şiirdeki idealizm yerine de maddeci düşünceyi öne çıkarmıştır.

Yatar Bursa Kalesinde : Bu kitap şairin planladığı bir kitap değildir. Şairin Bütün Eserleri ülkemizde ilk kez basılırken, 1988'de yayımlanmıştır. İçinde 1929-1951 arası yazılmış ve öteki kitaplarına girmemiş şiirleri vardır. Kitaptaki şiirlerin çoğunluğunun 1948-51 arasına tarihlenmesi, bu kitabı Nâzım Hikmet'in olgunluk döneminin önemli ürünlerini içeren bir yapıta dönüştürmüştür.

Gerçekten de, kitapta yer alan "Yatar Bursa Kalesinde", "Dünyanın En Tuhaf Mahluku", "Ben İçeri Düştüğümden Beri", "Yaşamaya Dair", "Angina Pektoris", "Tahirle Zühre Meselesi", "Hapiste Yatacak Olana Bazı Öğütler", "Ellerinize ve Yalana Dair", "Açlık Grevinin Beşinci Gününde" gibi şiirler şairin unutulmaz ürünleri arasında sayılırlar.

Yurtdışındaki İlk Yıllar

15 Temmuz 1950 günü serbest bırakılan Nâzım Hikmet, ülkesinde kendisine yaşama olanağı bulunmadığını anlayarak 17 Haziran 1951 günü yurtdışına kaçmak zorunda kaldı.

Ölümüne dek, aylar süren dış gezilere çıksa da, hemen bütün dünyayı dolaşsa da sürekli oturduğu yer hep Moskova oldu.

Bu tarihten sonraki şiirleri sanki yaşamının bir güncesi gibi gelişti. Yaptığı işleri, katıldığı eylemleri anlatan şiirler yazdı. Yanı sıra şiirlerindeki siyasal polemik dozu da güçlenerek arttı.

Bu dönem şiirlerinde en dikkat çekici özellik dünya barış hareketini konu alan şiirlerin sayıca çokluğudur. Dünya Barış Konseyi'ne üye seçilen ve konseyin çeşitli toplantılarında dünyanın önde gelen aydınlarıyla bir arada olan Nâzım, dünyanın ciddi bir nükleer savaş tehdidi altında bulunduğu bu yıllarda barış şiirleri yazmayı da bu görevinin ve inançlarının bir parçası olarak gördü.

Bu dönem, lirik dozun oldukça yüksek olduğu şiirlerindeki bir başka ağırlıklı tema ise, yurt özlemidir. Geride bıraktığı ülkesi, kenti, insanları, karısı ve oğlu dönüp dönüp şiirlerine girmiştir. "Vasiyet", "Ceviz Ağacı", "Mavi Liman", "Yine Memleketim Üstüne Söylenmiştir", "Varna Şiirleri" böylesi şiirlerin başarılı örnekleridir.

Bu tür şiirler içinde sayılabilecek "Karlı Kayın Ormanı" ise özlem temasına yaşlılık gibi bireysel temaların da katılmasıyla özel bir yer tutar.

Biçim ve duyarlıkta kimi yenilik taşıyan şiirleri ise "Masalların Masalı" ile "Sabastian Bah'ın 1 Numaralı Dominör Konçertosu"dur.

Son Şiirleri

1961-1963 arası Nâzım Hikmet'in şiirinde yeni bir değişim gerçekleşti. "Saman Sarısı", "Severmişim Meğer", "Havana Röportajı", "Tanganika Röportajı" gibi şiirlerle simgeleşen bu dönemin anlatımında temel özellikler, şiirlerin uzaması, dizelerin uzaması, büyük bir coşkunun egemen olduğu ve coşkunun bitmeyecekmiş gibi görünen anlatımının dinmeksizin sürmesidir.

"Saman Sarısı" bu dönem şiirlerinin en parlak örneğidir. Düşle gerçeğin, şimdiyle geçmişin iç içe, yan yana anlatıldığı, özgür çağrışımla gelişen ve bu yanıyla "bilinç akımı"na yaklaşan modern yapısı, masalsı havası, lirik deyişleri ve zengin imgeleriyle benzersiz bir yapıttır.

Bu dönemde şairin ülkesine olan dikkati de azalmaz. 27 Mayıs öncesinde Beyazıt Meydanı'nda vurulan Turhan Emeksiz için "Beyazıt Meydanı'ndaki Ölü", 1962'de Saraçhane Meydanı'nda, o güne dek yapılan en büyük işçi mitingi için "Türkiye İşçi Sınıfına Selam", kendisine bir Ankara gazetesinde vatan haini olarak sataşılması üzerine "Vatan Haini" şiirlerini yazar.

Nâzım Hikmet'in son dönem şiirlerinde görülen bir başka tema da yaşlılık ve ölüm temasıdır. Bu konuda da coşkuyu ve hüznü aynı anda taşır şiirlerine. Hem "giderayak işleri vardır bitirilecek", "sevdalara doyulama"mıştır, hem de uzun ömürler diler komşularına.




 
 
NÂZIM HİKMET
Yaşam Öyküsü
Kronolojik Yaşam Öyküsü
Fotobiyografi
Yapıtları
Şiirlerinden Seçmeler
Bibliyografya
Tüm Yönleri
Şiiri
Öykü ve Romanları
Tiyatrosu
Sineması
Ressamlığı
Mücadelesi
Davaları
Yurttaşlık Hakkı
Görüşler
Nâzım Hikmet ve Küba


 
Ata Medya