Ana Sayfa Nâzım Hikmet Vakıf Nâzım Hikmet Yılı Etkinlikler Takvimi Haberler
 
 

Adonis

(Ödül Töreninde yaptığı konuşması)

Şu anda onurlanmış ve mutlu, aynı zamanda heyecanlı olduğumu söyleyebilirim. Nâzım Hikmet'in saygın adını taşıyan ve şiir sanatının en yetkili tarafından verilen bu uluslar arası ödül beni taçlandırdığı için mutluyum. Heyecanlı oluşumun nedenine gelince; Şu anda benim bulunduğum yerde olabilecek yüzlerce şairden biri olduğumu biliyorum.

Bu nedenle, sevgili dostlarım, heyecanımı lütfen bağışlayınız ve seçici kurul üyeleri içten teşekkürlerimi lütfen kabul etsinler.

Nâzım Hikmet'le otuzbeş yıl önce Beyrut'ta karşılaştım. Bu ilk ve son karşılaşmamız oldu. Bu arada aynı ayda doğmuş olduğumuzu öğrendim. Gündelik gerçekliğin ötesinde, Nâzım Hikmet ile aramda bağdaşım ve uyumu bir yıldız yönlendirmiştir. Ama, yeryüzü üzerindeki sayısız yıldızın ışığında birleşmiş olduğumuzdan eminim.

Ayrıca, O ve ben, şiiri, bu dünyayı bir anlama ve aydınlatma biçimi sayan, insanın bir merkez, bir  kutup ve en yüce amaç geleceğin dayanağı olacağının kabul eden bir önseziyi paylaşıyoruz.

İçinde yaşadığımız dünyanın imgesi, ayrışma ve dağılma sürecinden geçmektedir. Bu imge korkunç ve trajik bir biçimde parçalanmakta. Yeni bir imge yaratma gereksinimi duyuyorsak, bu ancak, ona yeni bir anlam verebilirsek gerçekleşecektir. Bir yüzyılın bitip bir başkasının başladığı çağımızın bu son dönemecinde, bu anlamın araştırılması, her zamankinden daha acil ve zorunlu görünüyor. Bu dönemeç, tekniğin, özellikle tüketimi kamçılayan niteliğiyle, düzmece bir evrenselciliğin savunduğunun aksini, insan ile insan, insan ile kendisi arasındaki uçurumu genişletip derinleştirmeyi nasıl başardığını bize göstermektedir.

Aynı teknik, aynı yöntem, insanın hem kendi benliğini, hemde varlığını dile getirmek için sahip olduğu en yüksek olanak olan şiiri toplum dışına itmeyi ve onu kendi kendisinin basit bir uzantısına, yani sözcükleri birer çakıl taşına, yazma sanatını, sanki yazma eylemi mekanik bir eylemmiş gibi, bir oyuna indirgeyen gereksiz ve ağzı kalabalık bir söyleme dönüştürmeyi az kalsın başarıyordu.

Nâzım Hikmet'in şiiri, gözle görülen ve duyumsanan gerçeklikten yola çıkarak bu anlamı, kendi özgün bakış açısına ve kişisel deneyimine göre yaratmayı amaçlar. Nâzım Hikmet bu anlamı, gerçeklikten doğan ve ona yönelen bir lirizm yaratır. Bu yaratışta bilinç, kapsayıcı bir işlev yüklenmiştir; Bakış ise kuş bakışı özelliği taşır. Böylece, şiir, düşey olarak daha derinlere inebilmek için engin bir yataylıkla kucaklaşır. Bu, insanın bölünmez bir bütünlük olarak, zamanın ise birbirine kaynayıp bir bütünlük oluşturmuş geçmiş, şimdi ve gelecek olarak yer aldığı kozmik bir lirizmdir, var oluşunun lirizmidir. Böylece, ben ile başkası, kimlik ile başkasılık iç içe geçip birleşerek bir birlik oluştururlar.

Şiir orada araç ve aracı olmak durumundan uzaktır. Daha çok bir varlık bilimsel, bir etiksel girişimdir. Dünyayı daha iyi kavramayı yaşamın güzelliğini daha iyi keşfetmeyi ve varoluşu şarkıya dönüştürmeyi amaçlayan bir girişimdir. Nâzım Hikmet bu bakış açısı içinde aydınlığını yayan bir ışık kaynağıdır. Bu nedenle şiir basit bir yazma durumu değildir. Varoluşsal bir durumdur. İki katmanlı bir ritme, evrenin ritminden taşan dilin ritmine dayanır.
Aşk gibidir bu şiir: Yaşamın özünü avucunda tutar. Ve şair, aynı zamanda, hem bilge, hem Düşünür, hem Ozandır.

Adonis
İstanbul, 14 Ocak 1995

 
 
VAKIF
Tarihçe
Girişim Kurulu Üyeleri
Kuruluş Senedi
Yönetim Kurulu
Anı Odası
Bilgi Merkezi
Uluslararası Şiir Ödülü
Yayınlarımız
Kültür Merkezi


 
Ata Medya